11.12.2007

Yaşamak Güzeldir

Yıl 1972, Ağustos ayının son günleriydi. İlk atamamın yapıldığı Türkiye Cumhuriyeti Muş ili Malazgirt ilçesinin Aradere köyüne müdür yetkili öğretmen olarak gittim ve göreve başladım. Köye gittiğimde beni ilk karşılayan kişi, köy okulunun ve lojmanın yapılmasını devletten isteyen ve yaptıran köyün eski muhtarı Keren Gültekin Amca olmuştu. Bu köyde öğretmen olarak sıkıntı yaşayacağımı pek düşünmüyordum. Tek düşüncem ekmek satılmayan köyde ne yiyeceğim olmuştu. Kerem Amca benim ekmek ve yatak sorunumu halletmişti. Sonra beni bir genç arkadaşla tanıştırdılar. O da benimle aynı kaderi paylaşan köyün diğer öğretmeni Cengiz Cenkçi beydi.
Aynı köyde iki arkadaş iki yıl boyunca kardeş gibi çalışarak öğretmenlik yaptık. Kerem Amca öğretmen dostu, okuma-yazma bilmeyenin askeri, devlet yolunda millet temsilcisiydi. O bize zaman oldu yemek verdi,, zaman oldu tezek (yakacak) verdi, zaman oldu bizimle birlikte tavşan ve ördek avına geldi.
Geçen bu iki yılın sonunda Kerem Amcanın mide kanaması geçirdiğini ve Ağrı iline bağlı Patnos ilçesinde kardeşinin evinde komada olduğunu öğrendim, çok üzüldüm.
Okulun son günleriydi. Kerem Amcanın ziyaretine gittim. Upuzun yatıyor ve ne geleni tanıyor ne de konuşabiliyordu. Kendisine bir asker doktor bakıyordu. Orada askerliğini yapmakta olan bu doktorla konuştum ve Erzurum Numune Hastanesi’ne götürülmesini sağladım. Ben de okul bitince okulu kapattım ve memleketim olan Rize’ye gitmek için yola koyuldum. Fakat ilkönce Erzurum’a gidip, Kerem Amcayı ziyaret etmeliydim.
Hastaneye gittiğimde iyileşip taburcu olduğunu söylediler. Sevinmiştim fakat onu bir daha göremeyeceğimin üzüntüsü içerisindeydim. Erzurum’da Cumhuriyet Caddesi ile Taş mağazaların birleştiği yerde karşılaştık ama o beni tanıdı. Çünkü kendi tanınmayacak kadar zayıflamıştı. Otel odasına çıktık, konuştuk ve bir daha görüşemeyeceğimiz için sarılarak vedalaştık. Ama o “Beni Erzurum’a gönderen sensin, yoksa ben ölecektim” dedi ve seslice ağlamaya başladı. İkimizde yaşlı gözlerle ayrıldık. Aradan bir ay gibi kısa bir zaman geçmişti ki yeğeni Halil bana bir mektup yazdı. Bu mektup başımızdan geçen bir olayı hatırlattı
:Kerem Amcayı bir gün kızdırmıştım. Köylülerden okula ve okumaya karşı olan birkaç kişiye karşı konuşturmuş ve konuşmayı kasete kaydetmiştim. Halil mektubunda Kerem Amcanın vefat ettiğini söylüyor ve bu kasetin hala bende olup olamadığını soruyordu. Oysaki ben o kaseti, o gün silmiştim ve Halil’e kasetin bende olmadığını yazdım. Fakat insanların görüntü, ses ve eserleriyle yaşadığını çok iyi anlamıştım.
Aradan otuzdört yıl geçti ve ben yaşama ve yaşamaya dair her şeye çok önem verdim.
Yaşamak güzeldir, tıpkı anılar gibi.

Davut KAMACI
Rize Mrk. Taşlıdere Gazi İlköğretim.Okulu
Öğretmeni

3 yorum:

Adsız dedi ki...

HOCAM BENCE ÇOK GÜZEL BİR SAYFA YAPTINIZ AYRICA SİZİ ÇOKK SEVİYORUM..

crazy girl dedi ki...

hocam çok güzel birblog hazırlamışsınız yaw hocamsizi çok özlüyoz bırdahaki seneyi 8 gozle bekliycez ama galıba benbıdahaki sene burda yokuminşallah olurum neyse lafıfazla uzatmıyım

SİZİ ÇOOOOKKKSEVİYORUM:) VE OZLUYORU:(

Adsız dedi ki...

hocam çok özlüyoz sizi çok yakında gelcem dedınız inşallah bu çok yakında olur ayrıca okulunuzdaki nevruz kutlamasını ızledım çok guzel birşey inşallah bızde oyle bişe yaparızz sizi çooooooooooooookkkkkkkkkk seviyorum...:)